| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Günce Sanat Dergi | Forum | Radyo | Foto Albüm | Ziyaretçi Defteri | Dost Siteler | Sitene Ekle | Yazı Gönder | Üye Ol | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Başlığı Var Mı Ömrün
Başlığı Var Mı Ömrün
Uzun zifir dehlizlerin soluk aydınlıklarında ıslak sarılışların sıcaklığında saklanan sevdaların yaşanabilmesi için zamanın hiçliğinde hasretlerin elele sarıldığı yürek çırpınışlarına ne denli hasretse gözler,o denli ayrı düşler kuruyor yüreklerimiz kendinden uzaklaşarak anıların hançerlediği artık katılaşmış izlerle dolu geçmişinde. Hangi yabancı dönüp bakacaktır ki kendi içindeki yalnızlığın çığlığından başını alıp sarılmaların gizli öpüşlerine ve hangi sarılı ten yitirecektir özündeki o korkunç yalnızlık gecelerini kimsenin, kimsenin kimsesizliğini alamayacağı başka bir düşle acıyı alıp saklaması gibi. Sahte aydınlığın sarılmalarındaki gel-geç seyircileri kim anımsayacaktır yeniden bakan gözlerin rastlantısında,onca karmaşanın içindeki boşluğun açtığı yürek boşluklarında. Issız ve gecenin zamanını yaşayan hangi yürek çığlığını duyuracaktır yarına,güneş doğmadan sabah olmayan ülkelerin pembe beyaz meleklerinin tülden kanatlarına, hangi meltem değecektir akşamdan kalan hanımeli kokusuyla. Kokusu sinmiş sevdanın sıcaklığı taşınacak kadar uzun yaşayacak mıdır yürekte duyumsananın, merdivenlerden düşen serseri bilyeler gibi saçılacak mıdır hayat ehil olmayan yüreklerin sevda denemelerinde,her sıçrayışında bir sırçanın koparılıp alınmasına koşan korkusuyla yerle bir olmanın acısına giden dokunuşlarda,gözlerini kapatırken ışığın sıcaklığını yürekten koparan feryatları duyuramamanın hazan çöküşlerinin hezeyanında. Adını bilmediğin sevdaların hangi mevsim yağacak karla kaplanacak delice sevdaların üstünü örtmemesine seyirci kalan yüreklerin donuk ,soluk ve gece bakışlarındaki menevişlenmelere kanan serçe yürekli aşıkları,ay a kurban veren kara kızıl akışına tapınan sessizliklerde. Kimsenin kıramayacağı kadar kırılmış derdini yüreğine gömmüş yıllar sonrasına çiçek açan ağaçların özlemini sevdalarında sessizleştirip pencere karanlıklarında yok oluşlara atan kendini,işte o divanenin düşü. Bir karanlık daha sarı soluk ıslak sarılmaların pencerelerine açılırken bir sonrasına gebe kalacaktır eskisi,ömür dediğin sana ait olanın kucağında büyüyen kimsesizlikte. Çok sıkı sarıldığında insan ya kendine ya da hiçliğe sarılmış oluyorsa yüreği sormaz mı; ellerin nerede serçe parmağım? - Düşgezgini- 12 haziran 2008 MUSTAFA NAİMİ COŞKUNER AYDIN
Bu habere toplam 2 yorum yazılmıştır. aylin başdemir
[ 23 Temmuz 2009 16:23 ]
elim bir gidip bir geliyor klavyeye,
DİLA EMRAL AYDIN
[ 09 Temmuz 2009 22:02 ]
Uzun cümlelerinin kıvrımları arasından seçip aldığım her sesini yüreğinin kendi yüreğimden dökülen cümlelere ekleyip yanyana geldiğinde gözlerimizle konuşabildiğimiz resimlerimizin tonlamalarındaki ahenge şahit olduğum ve gidişinin ardından her geçen gün özlemiyle büyüyen asla vazgeçmeyeceğim sevdasını büyütüp beslememe değer yüreğini kocaman bedeninde taşıyan adam! Seni seviyorum... Sanma ki yarım kaldık! Toprağın altı ya da üstü fark etmiyor! Yanımdasın! Yanındayım! Melekler öpsün yüreğinden... Dila Hatunun... Yorumların tamamını okumak için tıklayın. |
SON DAKİKA HABERLERİ |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
© Copyright Günce Sanat Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||