2007 Yılı Bekilli Şarap ve Şiir Festivalinin Ardından (Anı)
Akşam, inerken gündüze
Vişne şarabı bakışlar
Kalbinde sönmeyen yangınlar
Hüznü gözlerinde çakır
Bekilli’ye tutkun Şairler,
Ve Türküler…
Dost gülüşlü Lavaracılar.
Aaaa yorumlar ne kadar azımış :) yorum patlaması olacağını düşünmüştüm aslında...
Yoksa 24 saat kesintisiz Festivalden mi memnun kalmadık?
Yüzlerce kişiyi memnun etmeye çalışan, çabalayan, tamam memnunuz, ihtiyacımız yok, her şey mükemmel dedikçe ne yapacaklarını şaşıran isimlerini saymayacağım bir çok arkadaşımızdan mı şikayetçiyiz?
Ağustos ayında çocukluğumdan kalma, bendeki yeri derin olan, bir bardak dolusu vişneli kar yediğime mi mutlu olmadım?
Şaka bir yana, ağustos ayının son günü sabah dokuzda Bekilli'ye inmemizle beraber güneşin altında oturduğumuz Atatürk parkındaki geçen saatlerimizi bile tebessümle anıyorum.
Bunu yazmazsam olmaz;
Bekilli’ye bundan sonra gene gelirim... Yok, yok şarap içmeye değil, pide yemeye. Ne güzel bir pidedir o.Tadı hala damağımda, görüntüsü belleğimde. Üstelik yemek fişlerini kuyumcu yerine postanede bozdursaydınız daha yükseğe bozulacaktı diye yapılan espriler.
Lokma tatlısını İzmir’in bilirim. Aklıma gelmezdi hem de son teknoloji ile pişirilen, üstelik hamuru bi sıksa da makinenin nasıl çalıştığını bir görsek diye beklediğimi de yazmayacağım. Pamuk helvası... Kimler yemedi ki…
Ah o insanlar, yöre insanları, gülen kızlar, kadınlar, yakışıklı aslan yöre insanları ve çocuklar... Akşam günün geceye dönmesiyle bir anda, gündüz bomboş olan alanlarda yürünemeyecek kadar katılım gösteren, aydınlık yüzlü insanlar...
Yaşadıkları yılları fazlalaşmış, gösteri alanındaki kahvenin merdivenlerine bağdaş kurmuş, diz kırmış, sandalye bulmuş ya da ayaktaki o güzel insanlar. Biz misafirler yazanlar çizenler, sunanlar...
Ne sabaha kadar şarap içtiğime pişmanım, ne uyku uyumadığıma, ne bağlar arasında yürüdüğüme nede sesim kısılası bağırarak müziğe karıştığıma.
Fakat;
Eksikliklerde vardı tabi. Hem de çok. Ooo, anlat anlat bitmez.
1-Kalacak yer bulamadık çadırda getirmemiştik açıklarda yattık
2-Yemek yiyecek fişlerimiz yoktu, para da yetiremedik.
3-Oradaki arkadaşlar arabaları ile bizleri hiçbir yere götürmedi,34 35 vs vs plakalı taksilere para ödemekten anamız ağladı.
4-Sabahlara kadar şarap içmedik, içtiklerimize de fahiş paralar ödedik, hele de vişne şarabına.
5-Tribüne 25 litrelik bidonla vişne şarabını da Ali Haydar kardeş getirmemiş, biz İstanbul’dan getirmiştik. Başka şarapları başka zaman söylerim.
6-Gezinirken gördüğümüz evde yufka ekmek yapılmıyordu, bizde istemedik onlarda vermedi, benim annem Bekilli’ye kargoyla göndermişti
7-Ben şaştım kaldım, bi baktım tribünde bir tarafta Kaymakam bey oturmuş kös kös, diğer tarafta Belediye Başkanı, sesleri çıkmıyor şiir miir okumuyorlardı, türkü de hiç söylemiyorlardı.
8-Etkinliklere katılan Şair, yazar, Ressamlar, müzisyenler adını sayamadığım belki unuttuğum katılımcılar da beş on kişi vardı, Etiyopya’dan gelmişler ve hiç tanınmıyorlardı.
Lavaraladık mı :)
Sevgiler kucak dolusu hepinize, bağınızın kırmızı şarap tadındaki topraklarınızdan öpüyorum.
Mozan-Muharrem Araz
3 Eylül 2007