| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Günce Sanat Dergi | Forum | Radyo | Foto Albüm | Ziyaretçi Defteri | Dost Siteler | Sitene Ekle | Yazı Gönder | Üye Ol | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Reel Bunalım
İşin aslı.../ Çiğdem Bekar Abilov
EKONOMİK BUNALIM VE REEL SEKTÖR Sektör hiyerarşisinin en tepesinde üretim gerçekleşir, orta kısımda pazarlama olanakları sunulur, alt kısımdaki nihaî tüketiciye kadar ürünler ulaştırılırdı. Sanayi Devriminden bu yana hep böyle süregelmişti. Derken, pazarlamanın ayrı bir sektör olmasına ve pastadaki payının gittikçe büyümesine tahammül edemeyen ilk üretici; o payı kendisine katmanın yollarını aramaya başladı. Kendi ürünümüzü kendimiz pazarlarsak, pazarlama departmanı oluşturursak, bu pay tamamen bizim olacaktır düşüncesiyle ilk olarak orta kısımda küçük bir sarsıntı yaşandı. Distribütörlükler ilk üreticilerin eline geçti. Pazarlama, ithalat-ihracat işletmeleri sessiz bir geri çekiliş yaşadılar ve çöküşe engel olabilmek için çareyi nominal piyasada aradılar. Kredi olanaklarından faydalanıp yalnızca kâğıt üstünde görülebilecek ya da birkaçının birleşmesi şeklinde büyüme yolunu seçtiler ve bu sayede nominal piyasada birçok işletme yer aldı. Sektör hiyerarşisinin alt kısmında kısa süreli belirsizlik yaşandı. Ürün akış yolunun değişmesi orta ve küçük ölçekli işletmeleri (KOBİ) acemiliğe sürükledi; çünkü bu kez karşılarında kendileri gibi alıp satan değil, üretip ürettiğini elden çıkarmanın bir yolunu mutlaka bulup her seferinde farklı bir stratejiyle karşılarına çıkan, o güne dek yalnızca gazete- televizyonlarda görüp duydukları meblâğlardan bahseden muhataplar vardı. Üsttekiler üretti, alttakiler aldı ve bu yaklaşık beş yıl kadar sürdü. Bizdeki Bakkalım uygulamasını hatırlarsınız, hani Migros’un yaptığı. Her şey çok güzel gidiyor, modanın ve teknolojinin değişim hızı gittikçe artıyor, arttıkça üretilip alınıyordu. İşte, tam da burada ilk kopmalar yaşanmaya başlandı. Ne de olsa, nihaî tüketicinin gelir artış hızıyla, moda ve teknolojinin gelişim/değişim hızı arasındaki fark uçurum düzeyine ulaşmıştı. Üsttekiler üretmeye ve satmaya devam ederken, KOBİ’lerde stok fazlalığı sıkıntısı göz ardı edilemeyecek boyutlara vardı. Bu da indirimlerin ve kampanyaların vitrinleri, ekranları süslediği; yani üsttekilerin kâr oranı sabitken alttakilerin kâr oranının düştüğü dönemdir. Aradaki açık büyüyor, ama ilk üreticiler bunun kendilerini de etkileyeceğini hâlâ kestiremiyorlardı. Bu dönemde pazarlama hızının düşmeye başlaması tepedekileri bir çözüm arayışına daha yönlendirdi. Sırada eski defterleri karıştırmak ve kartel/ tröstün yer aldığı sayfalarda gezinmek vardı. Günümüzde hoş karşılanmayan bu iki terime yeni bir makyaj yapılmalı, aradaki müşterilere yeni fikir olarak sunulmalıydı. Franchise/ franchising! Daha az güçte olanlar içinse ön ödemeli çek koşullu anlaşmalar! Kim bilir, belki de tek suçlu çeklerdi. Elimizde olmayanı, o gün ödenmeyeni karşımızdakine sunmak; bedava mal sahibi olmak anlamına gelmese de bunu anlamak dünyaya pahalıya mâl oldu. KOBİ’ler karşılıksız çekleri yazarken, nihaî tüketicilerse aynı bankaların onlara sunduğu hayali parayı birileri armağan ediyormuşçasına dağıttılar. Gelen birken gidenin hesabını hiyerarşinin hiçbir basamağı tutamaz oldu. Tepedekiler tüm bunları görmezden gelip üretmeye devam ettiler ve teknoloji ilerlemekten asla yorulmadı. Sonuç! Nihaî tüketici ağır borçların altında ezildi, nakit sıkıntısına düştü, satın almaktan vazgeçti. KOBİ’ler vadesi gelen çeklerini ödeyemediler, ödeyemeyecekleri halde yeni bir anlaşma yoluna gittiler, bir kısmı zarar çoğuysa iflâs etti. Nominal piyasaya yönelen üretim dışı işletmeler, nakit akışının kesilmesi sebebiyle faizleri yükselten bankalar ve buna bağlı olarak devletlerin ekonomi birimlerinin politikaları altında ezilip birer birer dökülüyorlar. Tepedeki ilk üreticiler, uzun vadeli planları doğrultusunda yaptıkları yatırımların ve bunlar için sağladıkları finansman kredilerinin geri dönüşünden mahrum kalıp üretimi düşürme kararını almakta geciktiler. Pastadaki tüm payı yedikleri için şimdilerde yeni bir pastanın tarifini bulmaya çabalıyorlar. Bu öyle bir pasta olmalı ki bumerang gibi… Nakdi sağlayacak, geldiği yere dönmesini bilecek, hiç durmayacak. İşin aslı, sanayi ve ticaretin boşanmasına tanık olmaktayız. Ticaretin devrinin kapanmayacağı belli! İnsan oldukça alım da olacaktır. Hizmet sektörünün bile kurtaramadığı sanayinin akıbetini ise bu saatten sonra savaştan başkası belirleyemez. Ötesini kestirmek belki medyumluk, belki ileri görüşlülük, belki de safsata olacaktır; ama şu bir gerçek ki onlarcasının yapamadığını reel sektör tek başına yaptı. Ne dersiniz? Sizce mal mı parayı, para mı malı ağlattı? 10.03.2009 İZMİR Çiğdem BEKAR ABİLOV
|
SON DAKİKA HABERLERİ |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
© Copyright Günce Sanat Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||