| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Günce Sanat Dergi | Forum | Radyo | Foto Albüm | Ziyaretçi Defteri | Dost Siteler | Sitene Ekle | Yazı Gönder | Üye Ol | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
İçimizdeki Fotoğraflar
Mahmut KONUKOĞLU
Öylece raftaki fotoğraf albüne dikmişti gözlerini. Yapabilirmiydi acaba bu sefer? Canını acıtan anılar vardı albümün içerisinde. Acaba dayanabilirmiydi bunların sancısına... Usulca kalktı oturduğu koltuktan. Albümün olduğu rafla gözleri arasında gidip gelen bir pin pon topu gibiydi düşünceleri ve karşılamakta zorluk çektiği servisler gibiydi kederleri. İçinden bir ses yapabilirsin, haydi durma diyordu. Oysa daha kuvvetli bir çığlık bastırıyordu o sesi , sakın! Ne farkederdi ki acıları anılarla yaşamak ya da yaşamamak arasında. Bir reddedişin çaresiz çırpınışlarıydı belkide bunlar.Acıdıkça olgunlaşıyordu düşünceleri. Yapabilirdi, kolay değildi belki ama bunu yapabilirdi. Elini albüme uzattığı anda farketti nefesindeki sürekliliği. Tıpkı yoruduğundaki gibi, tıpkı korktuğundaki gibi, tıpkı heyecanlandığındaki gibi... Peki bunun anlamı neyni ? Yorgunluk mu ? Korku mu ? Heyacan mı ?Adını koyamadığı bir duygu vardı içinde... Titreyen ellerine aldırış etmeden aldı albümü yerinden.Koltuğuna oturdu sonra. Uzun zamandır tanrıdan uzak kalan dudakları kıpırdamaya başladı. Muhtemelen acısının hafiflemesi için yapılan bir duaydı bu. Sonra açtı albümün kapağını. Tutamadığı göz yaşlarıla baktı ilk bebeklik fotoğraflarına. Çok sevimli görünüyordu. Gözleri annesine,çenesi babasına benziyordu. Yaş aldıkça değişen yüz yapısı bebekliğine hiç mi hiç benzemiyordu. Çocukluk dönemleri ve ilkokul zamanlarındaki fotoğrafları inceledi bir süre. Emdikçe sivrilen çubuk şekerleri hatırladı. Üç tekerli bisikletini, bezden yapılmış bebeklerini,en sevdiği kırmızı puntolu eteğini, bahçelerindeki erik ağacından düşüşünü,sobeleyemediği arkadaşlarını, ilkokul öğretmenini, siyah önlüğüne taktığı kenarı dantelli yakasını... Beklediğinden erken olmuştu sindiremediği acıların yüzüne yansıması.Dalgaların sahile vuruşu gibi çarpıyordu yüzüne tüm yaşadıkları. Yaptığı kumdan kaleleri yıkıyordu,yazdığı mutluluk yazılarını siliyordu her dalga. Garipti ortaokul yıllarına ait hiç fotoğrafı yoktu. İlk aşkı tatmıştı oysa o çağlarda. Belkide unutmak istediği birinin içinde yaktığı ateşle karbonlaşmıştı bu yıllara ait fotoğraflar. İşte hayatının en heyacanlı,en çarpıcı fotoğraflarına gelmişti sıra...Kendine çok yakıştırdığı daracık mini eteğiyle tüm erkeklerin kalbini oynatacak bir gülümseyişle poz vermişti iki arkadaşlarıyla beraber. Hıçkırıklarla boğuldu gözyaşaları. O kadar güzel görünüyordu ki her fotoğrafta. Çekici, alımlı,çıtı pıtı,sevecen, başdöndürecek kadar güzelbir yüze, kalp durduracak kadar vurucu bir bakışa sahipti. Canı çok acıyınca hızla çevirdi sayfaları. Bu sefer ağırbaşlı görünen, giyimiyle,kuşamıyla duruşuyla hanım hanımcık bir kız buldu karşısında. Kendi olgunlaştıkça düşünceleride olgunlaşmış, kendini bilime adamıştı. Kimya laboratuarındaki koku vardı hala burnunun damarlarında. Özledikçe duyabildiği bir kokuydu bu.
Güneş verince ışığını aya,deniz banyo edince ayın fotoğrafını üzerinde, iki rakı kadehinin birbirine değmişliği vardır ya hani kaçınılmaz bir muhabbetle. Hani susuşlar şarkılara bırakır ya yerini. Hani birileri terkedilir ya o dakikalarda. Hani yeni aşklar başlar ya. Hani evine ekmek götüremeyen baba üzülürde. Hani biri kutlarya çocuğunun doğum gününü en lüks mekanlarda. Hani kargalar böler ya bülbüllerin şarkılarını.Hani ağlar, hani güler ya insan. Hani zıtlıktan doğar ya herşey. Hani banyo edilmiş bir kağıtta olmayan milyonlarca fotoğraf vardır ya içimizde. Onunkide öyleydi işte. Hayat denilen şeyin merkezindeydi.
EYLÜL - 2006
|
SON DAKİKA HABERLERİ |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
© Copyright Günce Sanat Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||